|


Evrim teorisi, canlıların iki temel mekanizma sayesinde
evrimleştiklerini öne sürer: "Doğal seleksiyon" ve "mutasyon".
Evrimci iddiaya göre mutasyonların canlılar üzerinde sebep
olduğu özellikler, doğal seleksiyon mekanizması aracılığıyla
seçilir, böylece canlılar evrimleşirler. Ancak biraz incelendiğinde,
aslında ortada hiçbir evrimleştirici mekanizmanın olmadığını
görürüz. Çünkü ne doğal seleksiyon, ne de mutasyonlar, türlerin
evrimleştikleri ve birbirlerine dönüştükleri iddiasına en
ufak bir katkıda bulunmamaktadırlar.
Doğal seleksiyonun evrimleştirici gücü olduğu iddiasını ilk
ortaya atan kişi, teorinin kurucusu olan Charles Darwin'dir.
Kitabına verdiği isim, doğal seleksiyonun Darwin'in teorisinin
temelini oluşturduğunu gösterir: Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon
Yoluyla.
Doğal seleksiyon, bulundukları coğrafi konumun doğal şartlarına
uygun yapıda olan canlıların hayatlarını ve nesillerini sürdüreceklerini,
uygun yapıda olmayanların ise yok olacaklarını öngörür. Örneğin
yırtıcı hayvanların tehdidi altında olan bir geyik sürüsü
içinde, hızlı koşabilen geyikler doğal olarak hayatta kalacaktır.
Diğerleri ise avlanarak yok olacaktır. Sonuç olarak da geride,
hızlı koşabilen bireylerden oluşan bir geyik sürüsü kalacaktır.
Ama burada çok önemli bir nokta vardır; bu süreç ne kadar
uzun sürerse sürsün, geyikleri bir başka canlı türüne dönüştürmez.
Örneğin bir geyik zaman içinde bir ata dönüşemez. Geyikler
hep geyik olarak kalırlar.
Nitekim Darwin'den bu yana, doğal seleksiyonun canlıları
evrimleştirdiğine dair tek bir bulgu ortaya konamamıştır.
Bunun farkında olan evrimciler ise, başta yine Darwin olmak
üzere, doğal seleksiyonun yeni bir tür geliştiremeyeceğini
birçok kereler itiraf etmişlerdir.
Charles Darwin:
Teorimle ilgili güçlükler ve itirazlar
şöyle sınıflandırılabilir: ... İkincisi; örneğin yapısı ve
alışkanlıkları bakımından yarasa olan bir hayvan, çok farklı
yapısı ve alışkanlıkları olan başka bir hayvanın değişiklik
geçirmesiyle oluşabilir mi? Doğal seleksiyonun bir yandan
zürafanın sinek kovmaya yarayan kuyruğu gibi pek az önemli
bir organ ve öte yandan, göz gibi şaşılası bir organ türetebildiğine
inanabilir miyiz?58
Doğal seleksiyon teorisinin, kendim göremememe
rağmen pek çok hata içerdiğini ileride anlayacağım.59
Alfred Russell Wallece
|
Alfred Russell Wallace:
Bu argümanı (doğal seleksiyonu) insanın
gelişmiş yeteneklerini açıklamaya kalkışıncaya kadar ikna
edici bulmuştum.60
Profesör Stephen Jay Gould (Harvard Üniversitesi'nde Jeoloji
ve Paleoantropoloji Profesörü ve 20. yüzyılın ikinci yarısındaki
başlıca evrim sözcülerinden):
Paleontologlar (fosil uzmanları) Darwin'in
iddiası için aşırı yüksek bir ücret ödediler. Biz kendimizi
hayatın tarihi için tek dürüst öğrenciler olarak görüyoruz.
Doğal seleksiyonu evrimin açıklaması için hala tercih etmekle
bilgilerimizi o kadar kötü gösteriyoruz ki, araştıracağımızı
iddia ettiğimiz süreçleri neredeyse hiç görmüyoruz.61
Darwinizm'in özü tek bir cümlede ifade
edilebilir: "Doğal seleksiyon evrimsel değişimin yaratıcı
gücüdür". Kimse doğal seleksiyonun uygun olmayanı elemesindeki
negatif rolünü inkar etmez. Ancak Darwinist teori, "uygun
olanı yaratması"nı da istemektedir.62
Prof. Cemal Yıldırım:
Ne var ki, doğal seleksiyon kimi yönleriyle
ne ilk ortaya atıldığında ne de bugün tartışma konusu olmaktan
kurtulamamıştır. Teologlar bir yana, kimi biyologların da
evrimi açıklamada bu düzeneği yeterince doyurucu bulmadıklarını
biliyoruz.63
19. yüzyılda bilim adamları çoğunlukla
çalışma odalarında ya da laboratuvarlarda kapalı kaldıkları,
doğayı doğrudan tanıma yoluna gitmedikleri için canlıların
salt savaşım içinde olduğu tezine kolayca kapılmıştır. Dünya
çapında seçkin bir bilim adamı olan Huxley bile kendini bu
yanılgıdan kurtaramamıştı.64
Bilimsel açıdan bir başka eleştiri de canlı
dünyanın bir çatışma bir var olma savaşımı olduğu savına ilişkindir.
Gerçekten, organizmaların, özellikle ileri gelişmişlik düzeylerinde
dayanışma, dahası "iş birliği" diyebileceğimiz davranışlar
da sergilendiğini gösteren güvenilir pek çok gözlem ortaya
konmuştur. Daha önemli bir üçüncü eleştiri doğal seleksiyonun
açıklayıcı bir ilke olarak yetersizliğine ilişkindir. Buna
göre, amipten insana uzanan tüm aşamalarında canlılar, fizik
ve kimya çözümlemelerine elvermeyen olağanüstü bir düzen,
ereksel (amaca yönelik) bir eğilim sergilemektedir. Bunun,
rastlantısal varyasyonlar üzerinde mekanik bir düzenek olan
doğal seleksiyonla açıklanması olanaksızdır. Örneğin insan
gözünü ele alalım. Yapı ve işleyişi bu denli kompleks, ince
ve yetkin dokunmuş bir organın, belli bir amaca yönelik hiçbir
yaratıcı güç içermeyen salt mekanik bir düzenekle oluştuğu
olası mıdır? Sanat, felsefe ve bilim çalışmalarıyla uygarlık
yaratan insanın doğal seleksiyonla evrimleştiği yeterli bir
açıklama olabilir mi? Annenin yavru sevgisini, hiçbir ruhsal
öğe içermeyen "kör" bir düzenekle açıklamaya olanak var mıdır?
Biyologların (bu arada Darwinistlerin) bu tür sorulara doyurucu
yanıt verdiklerini söylemek güçtür, kuşkusuz.65
J. B. S. Haldane (Ünlü evrimci biyolog):
Şans varyasyonlarına dayanan doğal seleksiyonun
kendi başına evrimi tümüyle açıkladığı düşüncesine katılmakta
tereddütümüz var.66
J. Hawkes:
Kuşları, balıkları, çiçekleri vb. göz kamaştırıcı
güzelliği salt doğal seleksiyona borçlu olduğumuza inanmakta
güçlük çekiyorum. Dahası, insan bilinci öyle bir düzeneğin
ürünü olabilir mi? Nasıl olur da tüm uygarlık nimetlerinin
yaratıcısı olan insan beyni; Sokrates, Leonardo da Vinci,
Shakespeare, Newton ve Einstein gibileri ölümsüzleştiren yaratıcılık
"yaşam savaşımı" denen orman yasasının bize bir armağanı olsun?67
Roger Lewin:
Neo-Darwinizm'in temel özelliklerinden
olan doğal seleksiyonun dengeleyici bir etkisi olabilir, fakat
belirli bir yönde özelleşmeye ve gelişmeye bir katkısı olmaz.
Birçok kişinin öne sürdüğü gibi yaratıcı bir kuvvet değildir.68
Dr. Colin Patterson:
Hiç kimse bugüne kadar doğal seleksiyon
mekanizmaları yoluyla yeni bir tür üretemedi. Hiç kimse böyle
birşeyin yakınına bile yaklaşamamıştır.69
Arthur Koestler:
Günümüzde eğitimli insanlar, Darwin'in
gelişigüzel mutasyonlar artı doğal seleksiyonun sihirli formülü
sayesinde tüm sorulara cevap bulduğuna inanmayı sürdürmektedirler.
Rastgele mutasyonların konu dışı kaldığı ve doğal seleksiyonun
bir kısır döngü mantığı haline geldiği gerçeğinden oldukça
habersiz bir şekilde.70
Pierre Paul Grassé:
J. Huxley ve diğer biyologların evrimin
doğal seleksiyon mekanizması aracılığı ile işlediği teorisi,
demografik gerçeklerin, genotiplerin bölgesel dalgalanmasının
ve coğrafi dağılımların bir gözleminden başka birşey değildir.
Çoğunlukla ele alınan türler on binlerce sene hiç değişmeden
kalmaktadır. Koşullara bağlı olarak meydana gelen dalgalanmalar,
genlerin önceden değişmesiyle beraber ele alındığında evrime
delil olarak kullanılamaz; bunun en güzel delili de milyonlarca
yıldır hiçbir değişikliğe uğramayan yaşayan fosillerdir.71
58. Charles Darwin, Türlerin
Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s.186

59. Francis Darwin, The Life and Letters
of Charles Darwin, Cilt.II, New York:D. Appleton and Company,
1888, s.10 
60. Roger Lewin, In the Age of Mankind, Washington
D.C.: Smithsonian Books, 1988, s.26 
61. Stephen Jay Gould, The Panda's Thumb,
1982, s. 181-182 
62. Stephen Jay Gould, "The Return of Hopeful
Monsters", Natural History, cilt 86, Temmuz-Ağustos 1977,
s. 28 
63. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık,
Bilgi Yayınevi, Ocak 1989, s.36 
64. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık,
s. 49 
65. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık,
s.185 
66. J.B.S. Haldane, Possible Worlds, London,
1927 (Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık, s.108 
67. J. Hawkes, "Nine Tentalizing Mysteries
Of Nature," New York Times, no.33, 1957 
68. Science, 1982, no: 217, s. 1239-1240

69. Colin Patterson, "Cladistics", BBC, Brian
Leek ile Röportaj, Peter Franz, 4 Mart 1982 
70. Arthur Koestler, Janus : A Summing Up,
Vintage Books, 1978, s. 185 
71. Pierre Paul Grassé, Evolution On Living
Organisms: Evidence for a New Theory of Information, Academic
Press, Ocak 1978 
 
Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
|