|


Evrimin imkansız senaryoları, karaya çıkan ve sürüngene
dönüşen canlıların uçmaya başlayarak hava canlılarını oluşturmalarını
gerektirir. Evrimciler kuşların mutlaka bir şekilde evrimleşmiş
olduklarına inandıkları için, bu canlıların sürüngenlerden
evrimleştiklerini iddia ederler.
Oysa kara canlılarından tamamen farklı bir yapıya sahip olan
kuşların hiçbir vücut mekanizması kademeli evrim modeli ile
açıklanabilir durumda değildir. Herşeyden önce kuşu kuş yapan
en önemli özellik olan kanatlar evrim teorisi için çok büyük
bir çıkmazdır. Evrimciler bizzat kendileri bir sürüngenin
uçabilmesinin imkansızlığını ve bu iddianın fosil kayıtlarıyla
çeliştiğini şöyle dile getirmektedirler.
W. E. Swinton (İngiliz Doğa Tarihi Müzesi):
Kuşların (evrimsel) kökeni büyük çapta
bir türden gelişme olayıdır. Sürüngenden kuşa olan değişikliklerin
gerçekleştiği safhaların hiçbir fosil kanıtı bulunmamaktadır.211
Alan Feduccia:
Kuşları ağır, yere bağımlı, kuyruğu ve
önde kısalmış ön ayaklarıyla bir sürüngenden nasıl türetebilirsiniz?
Biyofizik açısından bu imkansız.212
Evrimci John E. Hill ve James D. Smith:
Yarasaların fosil kayıtları Eocene çağına
kadar uzanır ve kayıtlandırılır. Tüm yarasa fosilleri, hatta
en eskileri, çok açık bir şekilde tam olarak gelişmiş yarasalara
aittir. Eski atalarının geçmiş dönemine ışık tutmamaktadır.213
Robert L. Carroll (paleontolog):
Triasik devirde ortaya çıkan tüm uçan
sürüngenler (pterosaurlar) uçuş için çok özelleşmiş yapıya
sahiptirler... Atalarının ne olduğu konusunda ve uçuşlarının
kökeninin ilk aşamaları hakkında ise hiçbir bulgu yoktur.214
Sinosauropteryx adlı fosil üzerinde yapılan detaylı analizler
ise, "kuş tüyü" olarak tanıtılan yapıların tüylerle ilgisi
bulunmadığını göstermişti. Science dergisinde yayınlanan "Plucking
the Feathered Dinosaur" (Tüylü Dinozorun Tüylerini Yolmak)
başlıklı bir makalede şöyle deniyordu:
Bir yıl kadar önce, paleontologlar "tüylü
dinozor"a ait fotoğrafların ortaya çıkmasıyla heyecan yaşamışlardı.
Çin'in Yixian bölgesinde bulunan Sinosauropteryx adlı fosil,
New York Times'ın ön sayfasında yayınlanmış ve kuşların kökeninin
dinozorlar olduğuna dair etkili bir delil olarak sunulmuştu.
Ama geçtiğimiz ay Chicago'daki omurgalılar paleontolojisi
toplantısında verilen hüküm daha farklı oldu: Fosil örneklerini
inceleyen yarım düzine Batılı paleontolog, bu yapıların modern
tüyler olmadığını söylediler... Kansas Üniversitesi paleontoloğu
Larry Martin, bu yapıların yıpranmış kollagan fiberleri olduğunu
ve kuşlarla hiçbir ilişkisi olmadığını belirtti.215
Sürüngen Pullarının Kuş Tüyüne Dönüşmesinin İmkansızlığı İle
İlgili İtirafları
Evrimciler sürüngen pullarının mutasyonlar ve doğal seleksiyon
ile zaman içinde kuş tüylerine dönüştüğünü iddia ederler.
Oysa bu evrimcilerin de itiraf ettikleri gibi fizyolojik ve
anatomik açıdan imkansız bir dönüşümdür. Çünkü sürüngen pulları
ve kuş tüyleri birbirinden tamamen farklı yapılara sahiptirler.
A. H. Brush (Connecticut Üniversitesi'nde
Fizyoloji ve Nörobiyoloji Profesörü):
Tüyler ve pullar... genetik yapılarından
gelişimlerine, morfolojilerinden doku organizasyonlarına kadar
herşeyde birbirlerinden farklıdırlar... Kuş tüylerinin protein
yapısı ise diğer omurgalıların hiçbirinde görülmeyen, tümüyle
özgün bir yapıdır... Tüyler fosil kayıtlarında da sadece kuşlara
has bir özellik olarak bir anda belirirler.216
Alan Feduccia (Ünlü kuşbilimci):
Alan Feduccia
|
Tüylerin her özelliği aerodinamik fonksiyona
sahiptir. Hafiftirler, kaldırma kuvvetleri vardır ve kolaylıkla
eski biçimlerine dönebilirler. Uçmak için böylesine tasarlanmış
bir organın, nasıl olup da ilk başta başka bir amaca yönelik
olarak ortaya çıktığını anlayamıyorum.217
Tüyler tamamen kuşlara özgü yapılardır
ve sürüngen pulları ile kuş tüyleri arasında geçiş formu oluşturabilecek
hiçbir bilinen yapı yoktur. Longisquama gibi bazı örneklerde
rastlanan uzunlamasına pulların yapısı hakkında yapılan spekülasyonlara
katılmıyorum. Bunların tüy benzeri yapılar olduğu yönünde
hiçbir somut kanıt yoktur.218
Prof. Barbara J. Stahl (Evrimci paleontolog):
Tüylerin kompleks yapısı göstermektedir
ki, onların sürüngenlerin pullarından evrimleşmesi oldukça
uzun bir zaman ve birçok ara-geçiş formu serisinin varlığını
gerektirmektedir. Ancak pullarla tüyler arasında bilinen hiçbir
ara-geçiş formu yoktur. Tüylerin pullardan nasıl meydana geldiği
sorusu kuşların sürüngenlerden evrimleştiği iddiasına karşı
çıkmaktadır.219
Tüylerin, sürüngen pullarından evrimleştikleri
varsayımı, analizlerce doğrulanmamaktadır... Tüylerin kompleks
yapısı göstermektedir ki, böyle bir yapının sürüngen pullarından
evrimleşmesi olağanüstü derecede uzun bir zaman ve çok sayıda
ara-geçiş formu gerektirecektir. Bu zamana dek fosil kayıtları
böyle bir varsayımı desteklememiştir.220
Hayali Ara Form Archaeopteryx Hakkındaki İtirafları
Evrimciler, "tek kanatlı", "yarım kanatlı" fosillerin neden
bulunamadığı sorusu karşısında özellikle bir canlıdan söz
ederler. Bu, hala ısrarla savundukları az sayıdaki ara-geçiş
formu iddialarından en bilineni olan Archaeopteryx isimli
fosil kuştur.
Evrimcilere göre günümüz kuşlarının atası olan Archaeopteryx,
150 milyon yıl önce yaşamıştı ve bazı sürüngen karakterlerine
sahip olan "yarım" bir kuştu. Bu hikaye hemen her evrimci
yayında anlatılır. Oysa Archaeopteryx fosilleri üzerinde yapılan
son incelemeler bu canlının kesinlikle bir ara-geçiş formu
olmadığını, sadece günümüz kuşlarından biraz daha farklı özelliklere
sahip, soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunu göstermektedir.
Archaeopteryx'in sadece soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunun
ve yarı dinozor-yarı kuş bir ara-geçiş formu olmadığının delilleri
kısaca şöyle sıralanabilir:
1. Bu canlının "sternum"unun yani
göğüs kemiğinin uçan kuşlardaki yapıda olmaması canlının uçamayacağının
en önemli kanıtı olarak gösterilmekteydi. Ancak 1992 yılında
bulunan yedinci Archaeopteryx fosili evrimci çevreler arasında
çok büyük bir şaşkınlık uyandırdı. Zira bu son bulunan Archaeopteryx
fosilinde evrimcilerin çok uzun zamandır yok saydıkları göğüs
kemiği vardı. Nature dergisinde ". göğüs kemiğinin varlığı
güçlü uçuş kaslarının olduğunu gösteriyor" 221
deniliyordu.
Bu bulgu Archaeopteryx'in tam uçamayan bir yarı kuş olduğu
yönündeki iddiaların en temel dayanağını geçersiz kıldı.
2. Öte yandan, Archaeopteryx'in gerçek anlamda uçabilen
bir kuş olduğunun en önemli kanıtlarından bir tanesi de hayvanın
tüylerinin yapısı oldu. Archaeopteryx'in günümüz kuşlarından
farksız olan asimetrik tüy yapısı, canlının mükemmel olarak
uçabildiğini gösteriyordu.
3. Evrimcilerin, Archaeopteryx'i ara-geçiş formu olarak
gösterirken dayandıkları en önemli iki nokta ise, bu hayvanın
kanatlarının üzerindeki pençeleri ve ağızlarındaki dişleridir.
Ancak bu özellikler canlının sürüngenlerle herhangi bir şekilde
bir ilgisi olduğunu göstermez. Zira günümüzde yaşayan iki
tür kuşta, Taouraco ve Hoatzin'de de dallara tutunmaya yarayan
pençeler bulunmaktadır. Ve bu canlılar hiçbir sürüngen özelliği
taşımayan, tam birer kuşturlar. Dolayısıyla Archaeopteryx'in
kanatlarında pençeleri olduğu ve bu sebeple de bir ara form
olduğu yolundaki iddia geçersizdir.
Archaeopteryx fosili
|
Archaeopteryx'in ağızındaki dişleri de yine canlıyı bir ara
form kılmaz. Evrimciler bu dişlerin bir sürüngen özelliği
olduğunu söyleyerek kasıtlı bir aldatmaca yapmaktadırlar.
Oysa dişler sürüngenlerin tipik bir özelliği değildir. Günümüzde
bazı sürüngenlerin dişleri varken bir kısmının yoktur. Daha
da önemli olan nokta dişli kuşların da Archaeopteryx ile sınırlı
olmamasıdır. Fosil kayıtlarına baktığımızda Archaeopteryx
ile aynı dönemde veya Archaeopteryx'ten sonra ve hatta günümüze
oldukça yakın tarihlere kadar "dişli kuşlar" olarak isimlendirilebilecek
ayrı bir kuş grubunun yaşamını sürdürdüğünü görürüz. Daha
da önemlisi Archaeopteryx'in ve diğer dişli kuşların diş yapılarının,
bu kuşların sözde evrimsel ataları olan dinozorların diş yapılarından
çok farklı olmasıdır.
4. Archaeopteryx ve Diğer Eski Kuş Fosilleri: 1995
yılında Çin'de Omurgalılar Paleontolojisi Enstitüsü'nde araştırmalar
yapan Lianhai Hou ve Zhonghe Zhou adlı iki paleontolog, Confuciusornis
olarak isimlendirdikleri yeni bir fosil kuş keşfettiler. Archaeopteryx
ile aynı yaştaki bu kuşun dişleri yoktu, gagası ve tüyleri
ise günümüz kuşları ile aynı özellikleri göstermekteydi. İskelet
yapısı da günümüz kuşları ile aynı olan bu kuşun kanatlarında,
Archaeopteryx'te olduğu gibi pençeler vardı.
Hoatzin
|
Çin'de Kasım 1996'da bulunan bir başka fosil ortalığı daha
da karıştırdı. 130 milyon yıl yaşındaki Liaoningornis isimli
bu kuşun varlığı Hou, Martin ve Alan Feduccia tarafından Science
dergisinde yayınlanan bir makale ile duyuruldu. Tüm yönleriyle
bu kuş günümüz kuşlarından farksızdı ve Archaeopteryx ile
aynı yaştaydı. Tek farkı ise ağzında dişlerinin olmasıydı.
Bu durum dişli kuşların hiç de evrimcilerin iddia ettikleri
gibi ilkel bir yapıya sahip olmadıklarını gösteriyordu.
Archaeopteryx ile ilgili evrimci iddiaları çürüten bir başka
fosil ise Eoalulavis oldu. Archaeopteryx'ten 30 milyon yıl
daha genç, yani 120 milyon yaşında olduğu söylenen Eoalulavis'in
kanat yapısının aynısı, günümüzde yavaş bir şekilde uçan kuşlarda
görülüyor. Bu da 120 milyon yıl önce günümüzdeki kuşlardan
birçok yönden farksız canlıların göklerde uçmakta olduklarını
ispatlıyordu.
Bu bilgilerin ışığında Archaeopteryx veya ona benzeyen diğer
kuşların birer ara-geçiş formu olmadıkları kesin bir biçimde
ispatlanmış oldu. Fosiller, farklı kuş türlerinin birbirlerinden
evrimleştiklerini göstermiyordu. Aksine günümüz kuşlarının
ve Archaeopteryx benzeri bazı özgün kuş türlerinin beraberce
yaşadıklarını ispatlıyordu.
Aslında evrimcilerin birçoğu da Archaeopteryx'in
bir ara form olamayacağının, sadece soyu tükenmiş bir kuş
türü olduğunun farkındadır. Örneğin bugün evrim teorisinin
dünyaca ünlü savunucularından Harvard paleontologları Stephen
Jay Gould ve Niles Eldredge de, Archaeopteryx'in farklı özellikleri
bünyesinde barındıran bir "mozaik" canlı olduğunu, ama asla
bir ara form sayılamayacağını kabul etmektedirler.222
Evrimci Nature dergisinde ise Archaeopteryx'in yeni bulunan
fosili ile birlikte, bu kuşun henüz uçamayan yarı sürüngen
yarı kuş bir canlı olmadığının, aksine uçabilen bir kuş olduğunun
anlaşılması şöyle anlatılıyor:
Son bulunan yedinci Archæopteryx fosili,
uzun zamandır varlığından şüphe edilen, ama hiçbir zaman ispatlanamayan
bir dikdörtgensel göğüs kemiğinin varlığına işaret ediyor.
Bu canlının uzun mesafelerde uçuş yeteneği hala spekülasyona
dayalı, ama göğüs kemiğinin varlığı güçlü uçuş kaslarının
olduğunu gösteriyor.223
Alan Feduccia:
Archaeopteryx'in sağlam lades kemiği (furculası),
iyi gelişmiş bir göğüs kası (pectoralis) için uygun bir çıkış
noktası oluşturacaktı... Dolayısıyla Archaeopteryx'in bir
kara hayvanı olduğu tezi geçersizleşmiştir. Archaeopteryx'in
göğüs kemerinde onun kuvvetli bir uçucu olmasını engelleyecek
bir şey yoktur.224
Archaeopteryx'in kanatlarının ve kanat
tüylerinin şekli ve genel orantısı aslında modern kuşlar ile
aynıdır. Archaeopteryx'in modern uçucu kanat yapısına ve oranlarına
sahip olması ve 150 milyon yıldır (Jurassic döneminden beri)
bir değişikliğe uğramamış olması ve uçucu kanatlarındaki tüylerin
asimetrik özellik taşıması aslında Archaeopteryx'in kanatlarının
aerodinamik olarak tasarlandığını ve en azından süzülme imkanı
verdiğini göstermektedir. Archaeopteryx'in uçamadığını söyleyen
herhangi bir iddia kanat tüylerindeki asimetrik yapıyı, uçuş
özelliği olması dışında nasıl açıklayabilir?225
25 sene boyunca kuşların kafataslarını
inceledim ve dinozorlarla aralarında hiçbir benzerlik görmüyorum.
Kuşların dört ayaklılardan evrimleştiği teorisi paleontoloji
alanında 20. yüzyılın en büyük utancı olacaktır.226
John H. Ostrom (Yale Üniversitesi, Jeoloji
Kürsüsü profesörü):
Zdenek Burian, kuşlardaki uçuşun evriminde
Archaeopteryx öncesi basamağın ki genel olarak Pro-avis (uçuş
öncesi) olarak adlandırılır, yeniden düzenlenmesini yapmıştır.
Herhangi bir Pro-avis'e ait hiçbir fosil kanıtı yoktur.227
John Ostrom
|
Aktif olarak örnekler üzerinde çalışan
Yale Üniversitesi'nden John H. Ostrom uçan kuşların atalarının
aranması için bugün artık Archaeopteryx'den daha önceki devirlere
bakılması gerektiğinin oldukça açık olduğunu ifade etmiştir.228
Science dergisi:
"Hiçbir dinozorun ayrılmış bir ayak başparmağı
yoktur, fakat bütün kuşların vardır, bu onların konmaları
gereken ayaklarıdır" diye ekledi. Bütün dinozorlar testere
dişlidir, sivri azı dişleri vardır. Confuciusornis'in dişi
yoktur. Archaeopteryx'in dişleri olmasına rağmen testere biçiminde
değil, çivi benzeri bir şekilde altta sıklaşmaktadır. Bütün
dinozorların kafataslarının arkasında iki geniş açılım vardır.
Kuşların ise yoktur. En ince detayına kadar aralarında hiçbir
bağlantı yoktur.229
Carl O. Dunbar (Ünlü paleontolog):
Tüylerinden dolayı bu yaratık (Archaeopteryx)
tam bir kuş özelliği gösteriyordu.230
Larry Martin:
Kansas Üniversitesi'nde arkaik (eski)
kuşlar üzerinde uzman olan Larry Martin de kuşların dinozorlarla
aynı soydan geldiği teorisine karşı çıkmaktadır. Doğrusunu
söylemek gerekirse, eğer dinozorlarla kuşların aynı kökenden
geldiklerini savunuyor olsaydım, bunun hakkında her kalkıp
konuşmak zorunda oluşumda utanıyor olacaktım.231
N. Hotton:
Protoavis gelişmiş bir lades kemiğine,
(kuşlarda uçmaya yardımcı olan) göğüs kemiğine, içi boş (böylece
hafif) kemiklere ve uzun kanat kemiklerine sahiptir... Kulakları
bu kuşların ses çıkararak haberleştiklerini göstermiştir.
Çoğu dinozor ise sessizdir.232
Richard L. Deem (Amerikalı biyolog):
Son çalışmaların sonuçları göstermektedir
ki, Theropod dinozorların elleri (ön kol kemiklerindeki) birinci,
ikinci ve üçüncü hanelerden türemiştir. Ama kuşların kanatları,
ikinci, üçüncü ve dördüncü hanelerden türer... 'Kuşlar dinozordur'
teorisiyle ilgili başka problemler de vardır. Theropodların
ön ayakları Archæopteryx'e kıyasla, vücutlarına göre çok küçüktür.
Bu canlıların ağır vücutları da düşünüldüğünde, bir tür "ön-kanat"
(proto-wing) geliştirmeleri olası gözükmemektedir. Theropod
dinozorların çok büyük bölümü (kuşlarda bulunan) semilunatik
bilek kemiğinden yoksundur ve Archæopteryx'te hiçbir benzeri
bulunmayan bazı bilek parçalarına sahiptir. Bütün Theropodlarda
V1 sinirleri diğer bazı sinirlerle birlikte kafatasını yandan,
kuşlarda ise aynı sinirler kafatasını ön taraftan kendilerine
ait bir delikten geçerek terk ederler. Bir başka sorun ise,
Theropodların çok büyük kısmının Archæopteryx'ten daha sonra
ortaya çıkmış olmalarıdır.233
Evrimciler Sineklerin Kökenini
Açıklayamadıklarını da İtiraf Ederler
Evrimciler, dinozorların kuşlara dönüştüğünü iddia ederken,
sinek avlamak için ön ayaklarını birbirine çırpan bazı dinozorların
"kanatlanıp havalandıklarını" öne sürerler. Hiçbir bilimsel
dayanağı olmayan, sadece hayal gücünün ürünü olan bu teori,
aynı zamanda çok basit bir mantık çelişkisi de içermektedir.
Çünkü evrimcilerin burada uçuşun kökenini açıklamak için gösterdiği
örnek, yani sinek, zaten mükemmel bir uçma yeteneğine sahiptir.
Evrim senaryolarından bir örnek: Sinek yakalamaya çalışırken
aniden kanatlanan dinozorlar.
|
İnsan saniyede 10 kere bile kolunu açıp kapayamazken, bazı
sinekler saniyede ortalama 1000 kez kanat çırpma yeteneğine
sahiplerdir. Üstelik her iki kanadını eş zamanlı olarak (aynı
anda) çırparlar. Eğer kanatların titreşimi arasında en ufak
bir uyumsuzluk olsa sinek dengesini yitirecektir, ama hiçbir
zaman böyle bir uyumsuzluk olmaz.
Evrimciler ise, sineğin bu mükemmel uçuş yeteneğinin nasıl
ortaya çıktığını açıklamaları gerekirken, sineği çok daha
hantal bir varlığın, yani sürüngenin uçuşunun nedeni olarak
gösteren hayali senaryolar üretmektedirler.
Sinekteki üstün tasarımı ve bu konudaki açmazlarını evrimci
Wootton Robin (İngiliz biyolog) şöyle itiraf eder:
Sinek kanatlarının işleyişini öğrendikçe,
sahip oldukları tasarımın ne denli hassas ve kusursuz olduğunu
daha iyi anlıyoruz. Son derece elastik özelliklere sahip parçalar,
havanın en iyi biçimde kullanılabilmesi için, farklı kuvvetler
karşısında gerekli esnekliği gösterecek biçimde hassasiyetle
biraraya getirilmişlerdir. Sinek kanatlarıyla ölçüşebilecek
teknolojik bir yapı yok gibidir.234
Pierre Paul Grassé (Fransız zoolog):
Böceklerin kökeni konusunda tam bir karanlık
içindeyiz.235
211. A.J. Marshall (editor),
Biology and Comparative Physiology of Birds, Vol 1, Academic
Press, New York, 1960, s.1 
212. Anonim "Jurassic Bird Challenges Origin
Theories" Geotimes, vol.41. (Ocak, 1996) sf. 7 
213. John E. Hill-James D. Smith, Bats:
A Natural History, London:British Museum of Natural History,
1984, s.33 
214. Robert L. Carroll, Vertebrate Paleontology
and Evolution, s. 336
215. Ann Gibbons, "Plucking the Feathered
Dinosaur", Science, volume 278, Number 5341 Issue of 14 Nov
1997, pp. 1229 - 1230
216. A.H. Brush, "On the Origin of Feathers".
Journal of Evolutionary Biology, vol.9 (1996), s. 131-33 
217. Douglas Palmer, "Learning to Fly",
Review of The Origin of and Evolution of Birds by Alan Feduccia,
Yale University Press, 1996, New Scientist, cilt 153, 1 Mart
1997, s. 44 
218. Alan Feduccia, "On Why Dinosaurs Lacked
Feathers", The Beginning of Birds, Eichstatt, West Germany:
Jura Museum, 1985, s. 76
219. Prof. Barbara J. Stahl, Vertebrate
History:Problems in Evolution, New York:Dover Publication,
1985, s. 349-50 
220. Barbara J. Stahl, Vertebrate History:
Problems in Evolution, Dover, 1985. s. 349-350
221. Nature, cilt 382, 1 Ağustos 1996, s.
401 
222. Stephen Jay Gould & Niles Eldredge,
Paleobiology, Vol 3, 1977, s.147 
223. Nature, cilt 382, 1 Ağustos 1996, s.
401 
224. Storris L. Olson and Alan Feduccia,
"Flight Capability and the Pectoral Girdle of Archaeopteryx",
Nature, 15 Mart 1979, Sayı 278, s. 248 
225. Feduccia, Alan-Harrison B. Tordoff,
"Feathers of Archaeopteryx: Asymmetric Vanes Indicate Aerodynamic
Function," Science, vol.203, (9 Mart, 1979), s.1021 
226. Pat Shipman, "Birds Do It... Did Dinosaurs?",
New Scientist 1 Şubat 1997, s. 28 
227. John Ostrom, "Bird Flight: How Did
It Begin?", American Scientist, Ocak-Şubat 1979, Sayı 67,
s.47 
228. "Bane Bonanza": Early Bird anda Mastodan",
Science News, vol.112, Eylül 12, 1977, sf.198 
229. "The Oldest Fossil Bird: A Rival for
Archaeopteryx, Science, vol.199 (Ocak 20, 1978), sf.284 
230. Carl O. Dunbar, Historical Geology,
New York: John Wiley and Sons, 1961, s. 310 
231. Pat Shipman, "Birds Do It... Did Dinosaurs?",
s. 28 
232. "Paleontology: Fossil Revisionism",
Science, Ekim 1986, s.85; Scientific American, Eylül 1986,
s.70 
233. Richard L. Deem "Demise of the 'Birds
are Dinosaurs' Theory", http://www.yfiles.com/dinobird2.html
234. J.Robin Wootton, "The Mechanical Design
of Insect Wings", Scientific American, cilt 263, Kasım 1990,
s.120 
235. Pierre-P Grassé, Evolution of Living
Organisms, New York: Academic Press, 1977, s. 30
 
Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
|