|



Evrimcilerin açıklama getiremedikleri
konulardan biri de, insanı diğer tüm canlılardan ayıran
bazı özelliklerin evrim sürecinde nasıl kazanıldığıdır.
İnsan, bilinçli, irade sahibi, düşünebilen, konuşabilen,
akledebilen, karar verebilen, muhakeme yapabilen bir varlıktır.
Bütün bu özellikler de onun sahip olduğu "ruh"a ait işlevlerdir.
İnsanla diğer hayvanlar arasındaki uçurumu doğuran en önemli
fark da işte bu "ruh"tur. Hiçbir fiziki benzerlik, insan
ile diğer bir canlı arasındaki bu en büyük farkı kapatamaz.
Doğada ruhu olan tek canlı insandır. Ve evrim teorisinin
hiçbir "sözde mekanizması" ruhun ve ruha ait özelliklerin
varlığını ve oluşumunu açıklayamaz. Nitekim Darwin de dahil
olmak üzere bütün evrimciler bunun farkındadırlar. İşte
evrimcilerin bu konudaki itiraflarına dair birkaç örnek:
Charles Darwin:
Son iki
bölümde, insanın, vücut yapılışında aşağı bir biçimden türediğinin
izlerini taşıdığını gördük, ama insan zihin gücü bakımından
bütün öbür hayvanlardan öylesine farklıdır ki, varılan bu
sonuçta bir yanlışlık olabileceği ileri sürülebilir.300
Prof. Cemal Yıldırım:
Bugün
yanıtlaması kolay olmayan soru şudur: İnsanın evrimini yönlendiren
doğal etkenleri biliyor muyuz? Başka bir deyişle, doğa hangi
koşulların etkisinde "insan" dediğimiz bilinçli, kültürel
etkinliğe yetkin organizmaya yönelmiştir?301
Darwin, evrimin "itici gücü"
diye önerdiği doğal seleksiyonu biyolojik düzeyde yeni tür
ve formların oluşmasıyla sınırlı tutmakta, en belirgin biçimleriyle
insanda gördüğümüz duygusal, zihinsel ve moral yetilerin
gelişme süreçlerinde, dahası "kültür" ve "uygarlık" dediğimiz
çeşitli etkinliklerin ve araçların ortaya çıkmasında da
etkili saymaktadır. İnsan yalnız biyolojik varlığıyla değil,
psikolojik, moral ve kültürel alanlardaki ilerlemesiyle
de doğal seleksiyonun ürünüdür, ona göre.
Ancak
amaçsız, mekanik bir düzenek olan doğal seleksiyonun, bu
olağanüstü gelişmelere nasıl yol açtığı açık olmaktan uzaktır.
Darwin'de bu güçlüğün doyurucu bir açıklamasını bulduğumuzu
söyleyemeyiz.302
|
 
İnsan, Allah'ın kendisine verdiği
ruha sahip, düşünebilen, sevinebilen, heyecanlanabilen,
fikirler üreten, onur, saygı, sevgi, dostluk, vefa,
samimiyet, dürüstlük gibi kavramları bilen bir varlıktır.
Materyalistlere göre ise, bütün bunlar insan beyninin
içindeki nöronlar (sinir hücreleri) ve bunlar arasındaki
kimyasal reaksiyonlardan ibarettir. Oysa bu, ne bilimsel
ne de mantıksal açıdan savunulabilecek bir iddia değildir.
Materyalistler maddenin ötesinde bir varlığın mevcut
olduğu gerçeğini kabul etmemek için, akıl ve mantıkla
bağdaşmayan bu gibi iddiaları kabul ederler. Oysa
insanı diğer canlılardan ayıran bütün bu özellikler,
sahip olduğu "Ruh"un işlevleridir.
|
Moral
(ahlaki) davranış doğal değil, insana özgü kültürel bir
olaydır. Darwin'in bu ayrımı yeterince göremediğini biliyoruz.
Görmüş olsaydı, insanın akıl ve moral bilincine bağlı etkinliklerini
de biyolojik evrim çerçevesine alma yoluna gitmezdi. Ona
göre düşünceye "beyin" dediğimiz organın öz suyu gözüyle
bakılmalıydı. "Yerçekimi nasıl maddenin bir özelliği ise
düşünce de beynimizin bir özelliğidir", diyor Darwin. Ama
fizyoloji ile psikolojiyi karıştıran bu benzetme yerinde
midir?.. Bu noktada Darwin'in yanılgıya düştüğü açıktır.303
Hoimar Von Ditfurth:
İzlediğimiz
doğa tarihi ve genetik gelişme yolu üzerinde, bilincin,
ruhun, zekanın ve duygunun ne olduklarına ilişkin bir yanıt
veremeyeceğimiz gün gibi aşikardır. Çünkü psişik-bilinçsel
boyut, en azından bu dünyada, şu anda, evrimin gelip gelebildiği
en üst boyuttur. Dolayısıyla da evrimin öteki aşama ve basamaklarına,
gene bilincimiz yardımıyla, dıştan, onların üstüne yükselerek
bakabildiğimiz halde, bilincin (ruhun) kendisine böyle bir
yaklaşım yapabilme olanağından yoksunuz. Çünkü elimizde
bilincin kendisinden daha gelişmiş bir üst merci bulunmamaktadır.
Evrim kuramcılarının deyişiyle, ruhsal dediğimiz şeyi bir
bütün olarak görüp kavrayabileceğimiz bir düzlemden ne yazık
ki yoksunuz.304
Roger Lewin:
Fiziksel
anlamda, insanın evrimi hakkındaki herhangi bir teorinin,
güçlü çeneleri ve iri kesici dişleri olan ve bizden dört
kat hızlı koşan maymun benzeri bir atanın nasıl yavaş yavaş,
iki ayaklı bir hayvana dönüştüğünü açıklaması gerekir. Bu
güçlere aklı, konuşmayı ve ahlakı ekleyin, bunların hepsi
evrim teorisine baş kaldırmaktadır.305
300. Charles Darwin, İnsanın
Türeyişi, Onur Yayınları, Nisan 1995, s.85 
301. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık,
Bilgi Yayınevi, Ocak 1989, s.93 
302. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık,
s.100 
303. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık,
s.106-107 
304. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 3, Alan Yayıncılık, Kasım 1996, İstanbul, Çev: Veysel
Atayman, s.13 
305. John Peet, The True History of Mankind,
www, pages.org/uk/org/bcs 
 
Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
|