Evrim teorisine sözde delil
sunma çabalarıyla canlılar arasındaki benzerliklere "ortak
ata" yorumu yapılmıştır. Bu amaçla canlılardaki her benzerlik,
aralarındaki evrimsel bir ilişkinin kanıtı olarak yorumlanmıştır.
Ancak bilimin son 20-30
yıl içinde sunduğu bulgular, canlılar arasındaki benzerliklerin
evrim teorisine bir delil olamayacağını göstermiştir:
1- Evrimcilerin hiçbir evrimsel
bağ kuramadıkları, bütünüyle farklı sınıflara ait canlılarda
bile "homolog" (benzer) organların var olması,
2- Benzer organlara sahip
canlılarda, bu organların genetik şifrelerinin çok farklı
olması,
3- Bu organların embriyolojik
gelişim safhalarının birbirinden çok farklı olması, homolojinin
evrime hiçbir dayanak oluşturmadığını göstermiştir.
Bu durum -farklı canlı türleri
arasında benzer yapıların olması ancak bu canlıların arasında
evrimsel bir bağ kurulamaması- evrim teorisi için büyük
bir problemdir. Nitekim evrimciler de bu durumdan duydukları
sıkıntıyı sık sık dile getirirler:
Frank Salisbury:
Göz kadar
kompleks bir organ bile farklı gruplarda ayrı ayrı ortaya
çıkmıştır. Örneğin ahtapotta, omurgalılarda ve artropodlarda.
Bunların bir defa ortaya çıkışlarını açıklamak yeteri kadar
problem oluştururken, modern sentetik (neo-Darwinist) teoriye
göre, farklı defalar ayrı ayrı meydana geldikleri düşüncesi
başımı ağrıtmaktadır.366
William Fix (Evrimci
biyolog):
Evrim
konusunda homoloji fikrine sıkça başvuran eski ders kitaplarında,
farklı hayvanların iskeletlerindeki ayakların yapısı üzerinde
özellikle duruluyordu. Dolayısıyla bir insanın kolunda,
bir kuşun kanatlarında ve bir yarasanın yüzgeçlerinde bulunan
pentadactyl (beş parmaklı) yapı, bu canlıların ortak bir
atadan geldiklerine delil sayılıyordu. Eğer bu değişik yapılar,
mutasyonlar ve doğal seleksiyon tarafından zaman zaman modifiye
edilmiş aynı gen-kompleksi tarafından yönetiliyor olsalardı,
bu teorinin de bir anlamı olacaktı. Ama ne yazık ki durum
böyle değildir. Homolog organların, farklı türlerde tamamen
farklı genler tarafından yönetildiği artık bilinmektedir.
Ortak bir atadan gelen benzer genler üzerine kurulmuş olan
homoloji kavramı çökmüş durumdadır.367
Dr. Christian Schwabe
(Science dergisindeki bir makalesinden):
Moleküler
evrim, evrimsel akrabalıkların ortaya çıkarılması için neredeyse
paleontolojiden daha üstün bir metod olarak kabul edilmeye
başlandı. Bir moleküler evrimci olarak bundan gurur duymam
gerekirdi. Ama aksine, türlerin düzenli bir gelişme kaydettiğini
göstermesi gereken moleküler benzerliklerin pek çok istisnası
olması oldukça can sıkıcı görünüyor. Bu istisnalar o kadar
çok ki, gerçekte, istisnaların ve tuhaflıkların daha önemli
bir mesaj taşıdıklarını düşünüyorum.368