|


Yeryüzünde var olan her
canlı kusursuz sistemlerle ve müthiş bir uyumla donatılmıştır.
Bir canlının kendisini koruması, üremesi, beslenebilmesi
veya avlanabilmesi için sahip olduğu kusursuz biyolojik
ve fiziksel özellik ve sistemler, bu özelliklerinin bulunduğu
çevre ile olan uyumu, hep bir Yaratıcının varlığının kesin
delilleri niteliğindedir. Küçücük bir tırtılın bile kendini
korumak ve kamufle etmek için gösterdiği planlı hareketler,
arıların büyük bir matematik harikası olarak inşa ettikleri
petekler, milimetrik ölçülere sahip sivrisineğin sahip olduğu
ve bugünkü teknolojinin taklit ederek elde ettiği donanım,
saniyede 1000 kez kanat çırpabilen sinek ve daha milyonlarcası,
üstün akıl sahibi Rabbimizin sanatını bize tanıtırlar. Hiçbir
evrimci herhangi bir canlının sahip olduğu bu özelliklerin
nasıl oluştuğunu açıklayamaz.
Çünkü tesadüfi mutasyonlar
ve doğal seleksiyon gibi bir mekanizma bu kusursuzlukları
oluşturamaz. Bu nedenle evrimciler her canlıda karşılarına
çıkan bu mucizevi özellikleri gördüklerinde çaresizliklerini
dile getirmişler ve çoğu zaman bu canlılarda bir tasarımın
olduğunu, dolayısıyla üstün bir şuurun bu canlıların özelliklerine
müdahalesi bulunduğunu itiraf etmek zorunda kalmışlardır.
Charles Darwin:
Bu mükemmel
evreni, özellikle de insanın doğasını izlemekten mutlu olamıyorum.
Herşeye dizayn edilmiş kanunların bir sonucu olarak bakmaya
eğilimliyim. Ve bütün bu kanunlar açıkça herşeyi bilen,
gelecekteki tüm olayları ve sonuçları gören bir Yaratıcı
tarafından dizayn edilmiştir. Ama daha fazla düşündükçe
daha fazla kafam karışıyor.380
Tamamen
ümitsiz bir karmaşanın içinde olduğumun bilincindeyim. Gördüğümüz
dünyanın bir şans eseri olduğunu düşünemiyorum. Ama aynı
zamanda her ayrı parçaya da bir Dizayn'ın sonucu olarak
bakamıyorum.381
Bacaklarının
muhteşem uzunluğu ile dikkat çeken Himantopus, bacak boyunda
yoğun olarak değişkendir. Her sınıftaki hayvanla ilgili
birçok şaşırtıcı ve ilginç örnekler verebilirim; bunların
sayısı o kadar çok ki şans eseri olmaları mümkün değil.382
Oldukça
kafamı kurcalayan bir konuya değindin; bunu elbette düşünmem
gerekirdi, eğer dış koşulların direkt olarak oldukça küçük
bir etkileri varsa, bu belirgin değişikliklere hangi güç
karar vermiştir?383
Gözü
düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu. Ama kendimi
zamanla bu probleme alıştırdım. Şimdilerde ise doğadaki
bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. Örneğin
bir tavuskuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse hasta
ediyor.384
Roger Lewin:
Wallace'ın
yanı sıra ünlü evrimci Robert Broom da "Homo sapiensleri
(insan) bu kadar özel yapan soyunun kalitesinin yalnızca
ilahi bir kuvvetle açıklanabileceğini" sözlerine eklemiştir.385
Prof. Fred Hoyle :
Herşeyden
önce hayatın tesadüfler sonucu oluşması ihtimali o kadar
küçüktür ki, bu iddiayı kabul etmek mantık dışıdır.386
Doğanın
kör kuvvetleri yoluyla hayatın ortaya çıktığı gibi akıl
dışı bir ihtimali kabul etmek yerine hayatın kökeninin üstün
akla sahip bir varlığın ürünü olduğunu düşünmek daha makul
görünmektedir. Daha makul kelimesiyle ihtimali az olan şeyin
yanlış olduğunu kastediyorum.387
David M. Raup:
Şu kesin
bir gerçektir ki hiç kimse bir dizi değişiklik sonucu tüm
fonksiyonlarıyla uçan bir böcek, bir sürüngen ya da bir
kuş oluşturamaz. Bunların oluşması için mutlaka bir rehber
gerekmektedir. 388
Prof. Cemal Yıldırım:
Kimi
eleştiricilere göre, evrimi salt doğal seleksiyona bağlamak,
daktilo makinasının başına oturtulan bir kedi veya güvercinin
tuşlara vuruşlarıyla bir milyon yıl içinde Shakespeare'in
Hamlet'ini ya da Goethe'nin Faust'unu yazabileceklerini
beklemekle birdir. En basit bir canlıyı bile yakından incelediğimizde
onun oluşumunda ince bir aklın rolünü görmezlikten gelemeyiz.389
Canlılarda
üstelik belli bir amaca yönelik görünen bu düzeni, şans
ya da rastlantı ürünü saymak inandırıcı olmaktan uzaktır.390
Niles Eldredge (Evrimci
paleontolog, Amerikan Doğa Tarihi Müzesi):
Aslında
tüm biyolojik dünyada gördüğümüz düzen için tek alternatif
açıklama özel yaratılıştır.391
Hoimar Von Ditfurth
:
Bu iki
polimer (yumurta akı ile nükleik asitlerin), öylesine karışık
inşa edilmişlerdir ve yetmiyormuş gibi, yapıları öylesine
üst düzeyde bir özgünlük gösterir ki, bunların yapılarının,
salt rastlantı sonucu zenginleşerek bu düzeye gelmesi, astronomik
bir olanaksızlıktan da öteye, düşünülmesi bile olanaksız
bir şeydir.392
Sözgelimi
canlı yapıların salt rastlantı sonucu ortaya çıkmalarının
istatistik yönden olanaksızlığı, çok sevilen ve bilimin
günümüzdeki gelişmişlik durağında oldukça aktüel olan bir
örnektir. Gerçekten de biyolojik işlevler yerine getiren
tek bir protein molekülünün kuruluşunun o olağanüstü özgünlüklerine
bakınca, bunu, hepsi doğru ve gerekli bir sıra içinde, doğru
anda, doğru yerde ve doğru elektriksel ve mekanik özelliklerle
birbirine rastlamış olmaları gereken birçok atomun, tek
tek rastlantı sonucunda buluşmalarıyla açıklamak mümkün
değil gibi görünmektedir.393
Evren
istediği kadar büyük olsun, protein ve nükleik asitin doğuşunu
sağlayan rastlantı, öylesine olanak dışıdır ki.394
Dünyanın
doğuş öyküsünün tüm ayrıntılarıyla özellikle canlı organizmaların
karmaşık yapı taşlarının ortaya çıkmasını belli bir ölçüde
zorunlu kılacak, planlı bir yol izlemiş olması olasılığını,
doğaüstü bir gücün doğrudan müdahale etmesiyle de açıklamak
elbette mümkündür. Nitekim yeryüzündeki koşulların, daha
sonraki gelişmeleri adeta önceden kestirmişçesine neden
sonra ortaya çıkan hayatın gereksinmelerine böylesine şaşırtıcı
bir uyum sağlamalarını, ancak doğanın ötesinde duran, herşeye
gücü yeten bir Yaratıcının, yeryüzünde eninde sonunda ortaya
hayatı çıkarma hedefine bağlayabiliriz.395
Hayatın
doğuşu konusundaki tartışmalarda hiç eksik olmayan ünlü
birinin konuşmacılara alaylı bir ses tonuyla sorduğu soru,
bu konuda tanınmış bir örnek oluşturmaktadır: "Rastlantı
sonucu ortaya bir Volkswagen çıkana kadar insanın 1000 trilyon
atomu ne süre çalkalaması gerekir?"Aynı sorunun bir başka
varyasyonu da "100 maymunluk bir sürünün 100 daktilo üzerine
gelişigüzel vura vura rastlantı sonucu tek bir Sheakspeare
'sonatı' üretmeleri için geçmesi gereken süre ne kadardır?"
biçimindedir. Bu türden itirazlar gerçekten çarpıcıdırlar.396
. Sitokrom-C'yi
(ya da bugün var olan herhangi bir başka enzimi) tıpatıp
bu biçimiyle rastlantılardan geçe geçe bir kez daha üretebilmeye
gerçekten bu Dünyanın ömrü yetmez.397
Canlı
ve cansız doğanın gelişme tarihinin hakikatte sadece bir
anın, bir yaratılış uğrağının eseri olduğunu düşünmek akla
yatkındır.398
Hayatın
bir mucize eseri olduğu yollu bir sonuç çıkarma denemesi,
betimlenen durumda gerçekten akla yatkın gelebilir.399
Pierre-Paul Grassé:
Şanslı
mutasyonların havyanların ve bitkilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını
sağladığına inanmak, gerçekten çok zordur. Ama Darwinizm
bundan fazlasını da ister: Tek bir bitki, tek bir havyan,
binlerce ve binlerce tam olması gerektiği şekilde faydalı
tesadüflere maruz kalmalıdır. Yani mucizeler sıradan bir
kural haline gelmeli, inanılmaz derecede düşük olasılıklara
sahip olaylar kolaylıkla gerçekleşmelidir. Hayal kurmayı
yasaklayan bir kanun yoktur, ama bilim bu işin içine dahil
edilmemelidir.400
Tesadüf,
ateizm görüntüsü altında kendisine gizlice tapınılan bir
tür ilah haline gelmiştir.401
Susumo Ohno:
Bildiğim
kadarıyla bağışıklık sisteminin eşsizliği daha evvel deneyimi
olmadığı her türlü ihtimalle başa çıkma yeteneğinde yatmaktadır,
böylelikle geleceğin ihtiyaçlarını sezinleyerek evrimleştiği
izlenimini uyandırır. Darwin'in doğal seleksiyonlu evrim
mekanizması ise gelecekle başa çıkabilecek sistem gelişimlerini
tahmin edemez.402
Prof. Dr. Ali Demirsoy:
Bir Sitokrom-C'nin
dizilimini oluşturmak için olasılık sıfır denecek kadar
azdır. Yani canlılık eğer belirli bir dizilimi gerektiriyorsa,
bu tüm evrende bir defa oluşacak kadar az olasılığa sahiptir,
denebilir. Ya da oluşumunda bizim tanımlayamayacağımız doğaüstü
güçler görev yapmıştır. Bu sonuncusunu kabul etmek bilimsel
amaca uygun değildir. O halde birinci varsayımı irdelemek
gerekir.403
Douglas Futuyma:
Canlılar
dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde
ortaya çıkmışlardır ya da kendilerinden önce var olan bazı
canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Eğer
eksiksiz ve mükemmel biçimde ortaya çıkmışlarsa, o halde
üstün bir akıl tarafından yaratılmış olmaları gerekir.404
San Francisco Chronicle
:
Beni
esas hayretler içerisinde bırakan yaşam mimarisidir... Sistem
son derece kompleks. Sanki dizayn edilmiş gibi... Orada
büyük bir akıl var.405
380. Francis Darwin, The
Life and Letters of Charles Darwin, Cilt II, New York:D. Appleton
and Company, 1888, s.105 
381. Francis Darwin, The Life and Letters
of Charles Darwin, Cilt.II, s.146 
382. Francis Darwin, The Life and Letters
of Charles Darwin, Cilt.I, s.455 
383. Francis Darwin, The Life and Letters
of Charles Darwin, Cilt.II, s.28 
384. Norman Macbeth, Darwin Retried: An
Appeal to Reason, Boston, Gambit, 1971. s.101 
385. Roger Lewin, In the Age of Mankind,
Washington D.C.: Smithsonian Books, 1988. S:26 
386. Fred Hoyle-Chandra Wickramasinghe,
Evolution From Space, London:J.M. Dent and Company, 1981,
s. 141 
387. http://www.pathlights.com/ ce_encyclopedia/08dna04.htm;
Scientists Speak About DNA; [Fred Hoyle, The Universe: Past
and Present Reflections, in Engineering and Science, November
1981, s. 8, 12
388. David M. Raup, "Conflicts Between Darwin
and Paleontology", Bulletin Field Museum Of Natural History,
vol.50 (Ocak 1979), s.26 
389. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık,
Bilgi Yayınevi, Ocak 1989, s.62 
390. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık,
s.108 
391. Niles Eldredge, Time Frames: The Rethinking
of Darwinian Evolution and the Theory of Punctuated Equilibria,
New York: Simon &Schuster, 1985, s.29 
392. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 1, Alan Yayıncılık, Kasım 1996, İstanbul, Çev: Veysel
Atayman, s.122 
393. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 1, s.123 
394. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 1, s.126 
395. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 1, s.126-127 
396. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 1, s.260 
397. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 1, s.265 
398. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 5, s.27 
399. Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz
Gecesi 6, s.91 
400. Pierre-P Grassé, Evolution of Living
Organisms, New York, Academic Press, 1977, s.103 
401. Pierre-P Grassé, Evolution of Living
Organisms, s.107 
402. Susumo Ohno, "The Significance of Gene
Duplication in Immunoglubin Evolution (Epimethean Natural
Selection and Promethean Evolution)", in Immunoglubin, ed.
G.W. Litman ve R.A. Good (New York: Plenum Medical Book Co.,
1978) s.199 
403. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Ankara:
Meteksan Yayınları, 1984, s. 61
404. Douglas J. Futuyma, Science on Trial,
New York: Pantheon Books, 1983. s. 197
405. San Francisco Chronicle (İnsan Genomu
Projesi hakkında Tom Abate tarafından yazılan bir makaleden,
19 Şubat 2001)
 
Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
|